Taşraya İçeriden Bakmak Uzaktan Bakmak: Sivas ve Mustang

Mustang'in (2015) afişini gördüğümde 'bu filmi izliycem ve çok sevicem' demiştim. Bugün BluTv'de görene kadar bir türlü denk gelemedik. Keyifle oturduğum koltuktan 45. dakikada kalkardım aslında. Ama düşündüklerimi buraya da yazmaya karar verince el mecbur sonuna kadar filme 'baktım'. Prensipleri olan bir insanım. Sivas (2014) ile ilgili pek söyleyeceğim bir şey yok aslında. Bir kaç… Continue reading Taşraya İçeriden Bakmak Uzaktan Bakmak: Sivas ve Mustang

Bir Evlilik Hikayesinden Sahneler

Marriage Story'i ikinci kez izledim. Şimdi de bazı kısımlarına açıp açıp tekrar bakıyorum. Sahne sahne, plan plan mükemmel bir film. Özel hayatımdan paralellik bulmadan filmi sadece bir film, bir kurgu, bir hikaye olarak anlayıp sevmeye çalışıyorum. Bu yazıda izleme keyfini kamçılayacak küçük spoiler'lar var. Filmdeki pek çok sahne geçtiğimiz aylarda zaten konuşuldu. Örneğin avukatlar eşliğinde… Continue reading Bir Evlilik Hikayesinden Sahneler

Beş Şehrin Üçü

Türkçe'de yazılmış en güzel, en keyifli deneme kitaplarından birisi Tanpınar'ın Beş Şehir'i. Aralık ayını iki ciltlik Don Quijote'yi okuyarak geçirmiştim. Tekrar kurgu okumadan önce tanıdık, bildik bir şeylerle zihnimi dinlendirmek istedim. On yıl önce okuduğum Beş Şehir'i yeniden elime aldım. Beş Şehir, Tanpınar'ın Ankara, Erzurum, Bursa, Konya ve İstanbul üzerine denemelerinden oluşuyor. Ben bu şehirlerin… Continue reading Beş Şehrin Üçü

Bir Rus Romanının İçinde

Son zamanlarda Grup Yorum'un en güzel şarkılarından birinin melodisinin alakasız kişiler/gruplarca kullanıldığını görüyorum. Şarkının adı Bir Görüş Kabininde. Tonunu ve mesajını çok sevdiğim bu şarkının aslında bu yazının konusu ile bir ilgisi yok. Ama yine de yazının başlığı elimde olmadan ona gönderme yaptı. Film Ekimi'nde La Belle Epoque adlı bir film izledim. Türkçeye Yeni Baştan… Continue reading Bir Rus Romanının İçinde

İki Kitap Âresinde Okur

KURULUŞU BİR ROMANCIDAN BİR TARİHÇİDEN OKUMAK Birkaç ay önce Kemal Tahir’in Devlet Ana’sını okudum. Kitapçıda üzerindeki 50. Yıl Özel Baskısı yazısını görüp arka kapağına bile bakmadan alıvermiştim. Kitabın adı yıllardır hafızamdaydı. Küçükken birisinden 70’lerde “Bozkurtların Ölümü’nü okuyanlar ülkücü olurmuş; Devlet Ana’yı okuyanlar solcu olurmuş” diye duymuştum. Şu durumda Devlet Ana’da acımasız patronlar, gösteri yapan emekçiler,… Continue reading İki Kitap Âresinde Okur

Varsayımlardan Kurgulara Sapiens

Bu yazıyı yazmadan önce Sapiens hakkında yazılmış birkaç eleştiriye bakayım da atladığım ya da maddi hata yaptığım bir şey olmasın dedim. Hem de fikirlerim herkesin zaten söylediği şeyler ise boşuna uğraşmamış olurum dedim. Neyse ki kimse benim söyleyeceklerimi söylememiş. Yalnız bu eleştiri yazılarına bakarken girizgahlardan ne kadar sıkıldığımı fark ettim. Yazıların neredeyse tamamı bir iki… Continue reading Varsayımlardan Kurgulara Sapiens

Gidişim Sessizce Olmuştu Dönüşüm de Mütevazi Olacak

Bu blogda en son 2013'ün ağustos ayında bir yazı yayımlamışım. Sonra dönem dönem girip taslaklara bir şeyler kaydettim. Sevdiğim Laflar'ı da güncelledim. Ama bir türlü yeniden "yayımla" butonuna basmaya hazır olamadım. Bir de o yıllarda Radikal'in blog denemesine katılıp yazıları burası ile Radikal Blog'da aynı anda yayımlamaya başladım. Radikal'in manşete çıkardığı yazılar vs. sayesinde daha… Continue reading Gidişim Sessizce Olmuştu Dönüşüm de Mütevazi Olacak

Kitapçıdan Çıkabilmek Ön Yargı Gerektirir

Ön yargının kıymeti bilinmiyor. Ön yargı gereğinden fazla öcüleştiriliyor. Kişisel gelişimciler, sevgi pıtırcıkları, hikmetli hikaye taraftarları ön yargının aleyhinde beynimizi şişiriyorlar. Bütün düşüncelerimizin, bütün inançlarımızın yanlış olduğuna; aslında hiç bir şey bilmediğimize dair zehirli bir kanaat zerk ediliyor damarlarımıza. Hiç bir şey bilmeyince de piyasa bilgelerinin öğretilerine açık hale geliyoruz. Sevdiğimiz yazarları belirlemek için yazılmış… Continue reading Kitapçıdan Çıkabilmek Ön Yargı Gerektirir

Festival/Devrim

Taksim Meydanında Cumhuriyet Anıtının önünde duruyorum tek başıma. Gezi Parkı boşaltılmadan iki gün önce. Gezi Parkını dinledim. Bir bahane bulup polislerin arasına karıştım. Şimdi sıra olan biteni seyreden örgütsüz vatandaşlara kulak kabartmakta. Yanımda bir dakika önce tanışmış bir grup  beyaz yakalı 'polis ne zaman müdahale eder' diye tahminler yürütüyorlar. Bir ara birisi 'Ankara da baya… Continue reading Festival/Devrim