Varsayımlardan Kurgulara Sapiens

Bu yazıyı yazmadan önce Sapiens hakkında yazılmış birkaç eleştiriye bakayım da atladığım ya da maddi hata yaptığım bir şey olmasın dedim. Hem de fikirlerim herkesin zaten söylediği şeyler ise boşuna uğraşmamış olurum dedim. Neyse ki kimse benim söyleyeceklerimi söylememiş. Yalnız bu eleştiri yazılarına bakarken girizgahlardan ne kadar sıkıldığımı fark ettim. Yazıların neredeyse tamamı bir iki paragrafı söylemek için yazılmış 6-7 paragraftan oluşuyordu. Ben bunu yapmamalıyım. Bu nedenle bodoslama dalacağım konuya.

Yalnız bundan önce taradığım kimileri prestijli yabancı dergilerde yayımlanmış eleştiriler arasında en çok beğendiğimi buraya koymak istiyorum. Sol’daki eleştirilerinde Ezgi Altınışık ve Mehmet Somel Harari’nin Homo Sapienslerin Neandertallerin kökünü kuruttuğu iddiasının temelsizliğini ortaya koymuş. İddianın yanlış olduğunu değil. Temelsiz olduğunu. Neandertallerin soylarının başka sebeplerle de tükenmiş olabileceğini açıklamışlar. Sonra da aslında Harari’nin bilinçaltında insan türleri arası çatışmanın doğal ve kaçınılmaz olduğu ön kabulünün olduğunu; bunun da İsrail’de yaşayan Yahudi bir yazar olması ile ilişkilendirilebileceğini belirtmişler.

Ben bu kitapla ilgili tespitlerimi üç başlık altında aktaracağım. Aşırı tespit. Noksan Atıf. Gereksiz Samimiyet.

Aşırı Tespit

Sapiens’i insanlığın tarihi üzerine su götürmez tespitler olarak değil de binlerce yıllık insanlık tarihinin bir noktasında, belli şartlar altında yetişmiş bir tarihçinin elindeki verilerden seçtikleri ile oluşturduğu bir anlatı olarak okursanız oldukça keyifli ve akıcı bir kitap olduğu söylenebilir. Yalnız kimi yerlerde aptala anlatır gibi detaylı verilen örnekler eğer yazarın meramını anladıysanız sıkıcı olmaya başlayabilir. O zaman keyifli bir okumanın en önemli püf noktalarından birisi olan metoda başvurmanız gerekiyor: atlamak. En güzel yemeğin bile içinde kenara ayrılacak kısımlar olabilir. Bir meseleyi aptala anlatır gibi anlatan kitaplara itirazım yok. Ama ben oradan kendi ihtiyacım kadarını alıp devam etmeliyim. Atlamaktan çekinmeyin.

Sapiens iyi hazırlanmış bir kitap. Homo Sapiens türünün tarihini başlarda daha hızlı günümüze yaklaştıkça yavaşlayarak izliyorsunuz. İnsanlığın kritik dönüm noktalarını sıralayarak çok hızlı bir anlatı yaratıyor. Bu arada asırlar önümüzden gözle görülmeyecek bir hızda akarken o dönüm noktalarında akış yavaşlıyor. Harari’nin yorumları ile ağır çekimde bu anları görüp hızlı makaralara geri dönüyoruz.

Sapiensin bilişsel yetenek kazanarak diğer canlılardan ayrışmasına, sonra iletişim vs. gibi yetenekler geliştirmesine ilişkin kısımlar kanıtı az, okuması hoş, çarpıcı kısımlar. Harari kitaptaki bana göre en çarpıcı tespitinde tarıma geçişin aslında insanın yaşam kalitesini düşürdüğünü, biz buğdayı evcilleştirdik sanarken buğdayın bizi kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğini söylüyor. Bu argümanın eleştirileri internette çokça var. Örneğin Emrah Safa Gürkan’ın bu konudaki yorumlarına şuradan bakılabilir.

Kitap gizemli Göbekli Tepe’den sömürgecilik gibi daha bilinen çağlara doğru geldiğinde benim gibi ortalama okurun da az çok bilgisinin olduğu sulara girmiş oluyor. İşte o noktada kesin olarak fark ediyoruz ki Harari önce anlayıp sonra çıkarım yapmıyor. Çıkarımlarına uygun tarihi örnekler buluyor. Yoksa hangi akıl Kolomb’un Yeni Kıta’yı zenginlik değil de bilgi için keşfettiğini, böylece bilimsel devrimi başlattığını, bu noktada dünyayı sadece zenginlik için fethetmeye kalkan Romalılar ya da Moğollardan farklı olduğunu iddia edebilir? Aslında Harari de daha başlarda kitaba getirilebilecek en güzel eleştirilerden birini kendisi getirmiş. 15-20 bin yıl önce yapılmış bir mağara resmi ile ilgili muhtemel açıklamaları anlattıktan sonra Harari şöyle diyor:

Fakat bizim bu spekülasyonlardan hangisinin doğru olduğunu bilme şansımız yok. Bu daha ziyade, günümüz akademisyenlerinin ön kabullerini ortaya seren bir Rorschach testidir, ve eski toplayıcıların inançları hakkında bir şey söylemez. (s.68)

Bu noktayı çok güzel bir şekilde deşen bir İngilizce eleştiri şurada.

Eğer elinizde Harari’nin buluntuları ile çelişecek bilgiler varsa bunun için de cevap hazır:

Elbette bunun istisnaları olmadığını iddia etmiyorum, iyi bir tarihçi tarihten her şey için bir örnek bulabilir. Ama daha da iyi bir tarihçi de bilecektir ki, bunlar sadece genel resmi bulandıran küçük örneklerdir. (s.259)

Ben olsam burada orijinalindeki “big picture” ifadesini olduğu gibi “büyük resim” diye çevirirdim. Böylece okuyucu komplo teorisyenlerinin kullandığı dille aradaki bağlantıyı daha kolay kurardı. Belki de çevirmen de sırf bu yüzden büyük resim demekten imtina edip genel resim demiştir.

Noksan Atıf

Harari’nin gözümde kaybettiği bir başka nokta ise eleştirilerinde o kadar faydalandığı isimlere ya da düşünce akımlarına atıf yapmaması. Ortalama okurun gözünde bütün parlak tespitleri Harari yapmış gibi oluyor. Ama siyaset bilimi ile birazcık ilgilenmiş bir insan Benedict Anderson’ın Imagined Communities adlı kitabını bilir. Bilince de aynı isimli bir kitap bölümü gördüğünde Anderson’ın en azından adının şöyle bir anılmasını bekler. Ecnebilerin “paying the lip service” dedikleri olay. Bu arada Anderson’ın Imagined Communities adlı kitabı Türkçeye Hayali Cemaatler diye çevrilirken Sapiens’in Imagined Communities başlıklı bölümü Türkçeye Hayali Topluluklar olarak çevrilmiş. Cemaat kelimesinin iki kitap arasındaki zamanda kazandığı her zamankinden daha da sevimsiz olan imajla ilgili olsa gerek.

Harari kusura bakmasın ama Komünist Manifesto insanlığın hikayesini ondan daha az sayfada daha veciz aktarmıştı. Üstelik Marx ve Engels yeterli bilgiye sahip olmadıkları alanlarda ahkam kesmeyecek adamlarmış ki mağaralar dönemine ve öncesine gitmemişler. Harari ise Marx’ın adını ancak Marksizmin de dinler gibi bir inanç sistemi olduğu ya da Marx’ın kimi noktalarda eksik kaldığı söyleneceği zaman anıyor. Diğer yandan dünyadaki paranın büyük bir kısmının fiziksel olarak bir karşılığının olmadığını söylerken veya para-meta-para’ çelişkisine değinirken öyle ustaca bir dil kullanıyor ki bunları kapitalizmin bir sonucu değil de yaşadığımız dünyanın kaçınılmaz bir çelişkisi olarak görüyoruz.

Gereksiz Samimiyet

Çeviri bir kitaba sanki Türk okuyucu için, Türkiye özellikle incelenerek yazılmış gibi bir hava vermeye çalışmak doğru mu? Ben bu kitabı İsrailli, Oxford’da eğitim almış bir tarihçinin görüşleri olarak okuyorum. Benim için eyleyici (agency) önemli. Adamın metnini olduğu gibi bırakın da meramını onun ağzından onun verdiği örneklerle öğreneyim.

Mesela kitabın İngilizce baskısında dünyadaki ilk ticari demiryolu hatlarının anlatıldığı kısımda İngiltere’de 1830 tarihini verdikten sonra İran’da ilk demiryolunun 1888’de yapıldığını söylüyor. Türkçe versiyonda ise İran’la ilgili kısım kesilip yerine “Türkiye’de ilk demiryoluysa 1858’de açıldı; İzmir’i Seydiköy’e bağlayan hat, daha sonra Aydına kadar uzatıldı…” diye başlayan bir kısım eklenmiş. Aynı yerde yine İranlılar (Persians) üzerinden verilen tespitler de “Türkler”e çevrilmiş. (s.280) Bir başka yerde Cambridge ve Oxford üzerinden verilen örnekler İzmir ve İstanbul’a dönüştürülmüş. (s.57) Kapitalist ekonominin anlatıldığı yerde verilen esprili isimler Türkçeleştirilmiş. (s.302) En kabul edilebilir bu olsa da bu dahi bence yapılmamalıydı. Kitabın başına yazarın kitabın yayımlanacağı her ülkeye özel değişiklikler yaptığı notu Ancak Samuel Greedy ismini Ahmet Açıkgöz yapmayı herhalde Harari akıl etmedi. Harari’nin bilgisi dahilinde bile olsa bu tip değişiklikler yanlış ve rahatsız edici. Eğer Türkler olarak dünya tarihine ilişkin örnekler bizim üzerimizden değil de komşu/rakibimiz Farslar üzerinden veriliyorsa bunu bilmek ve dünya kamuoyundaki yerimizi çok da abartmamak da bizim hakkımız.

Sonuç olarak Harari tarafından yazılan, Kolektif Kitap tarafından basılan Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi iyi yazılmış, akıllıca editlenmiş, aşırı tespite girişmiş, atıf konusunda noksan, Türk okuruna gereksiz samimiyet gösteren bir kitap. İnsan türünün daha da kısa ve daha da iyi bir tarihi için tıklayınız.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari, Kolektif Kitap, 33. Baskı, Nisan 2017

Yazmak istediğiniz bir şey var mı?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s