Bir Rus Romanının İçinde

Son zamanlarda Grup Yorum’un en güzel şarkılarından birinin melodisinin alakasız kişiler/gruplarca kullanıldığını görüyorum. Şarkının adı Bir Görüş Kabininde. Tonunu ve mesajını çok sevdiğim bu şarkının aslında bu yazının konusu ile bir ilgisi yok. Ama yine de yazının başlığı elimde olmadan ona gönderme yaptı.

Film Ekimi’nde La Belle Epoque adlı bir film izledim. Türkçeye Yeni Baştan diye çevirmişler. Bu kötü çevirileri kim, neden, nerede, hangi amaçla yapıyor gerçekten çok merak ediyorum. La Belle Epoque’u kelimesi kelimesine (mot-a-mot) çevirmek mümkün olmasa bile anlam çok daha iyi verilebilirdi. Mesela Altın Çağ denilebilirdi. Nostalji vurgulanmak istenirse Eski Güzel Günler denilebilirdi. Yeni Baştan ismi filmin kurgusu ile de uyuşmuyor.

Filmde yağlı müşterilerine profesyonel setler, kostümler ve oyuncular ile istedikleri çağı ve istedikleri karakteri yaşatan bir şirket var. Şirketin kurucusunun, çocukluğundan borçlu hissettiği yaşlı bir karikatüriste ücretsiz bir seans düzenlemesi anlatılıyor. Yaşlı karikatürist tarihten bir dönem seçmek yerine eşiyle tanışıp ona aşık olduğu gençlik dönemine dönmek istiyor. Sonrasını izleyenler görür.

Belle Epoque kavramı benim bir şişe şarap eşliğinde tekrar tekrar izlediğim ve hatta şu yazıda bahsettiğim Midnight In Paris filminin de çıkış noktasıydı. Woody Allen o harika filmde La Belle Epoque kavramı ile ince ince dalga geçerek her dönemin kendinden önce hayran olduğu bir başka dönem olduğunu anlatıyordu. Midnight in Paris şarapsa bu film bira. Hatta cider. Hani şu alkolü hafif meyve suyu gibi olanlardan.

Benim La Belle Epoque‘u izlemeden hemen önce Karamazov Kardeşler‘i kapatıp çantama koymam ise kendi şanssızlığım. Filmden çıktığımda kendimi 1800’lerin ikinci yarısında bir Rus romanının içinde hayal ediyordum. Belli bir roman yok aklımda. Çünkü yaşamak istediğim pek çok sahne var.

Ben bir orta sınıf Rus asilzadesi ile daha düşük sınıftan bir annenin oğlu olarak Petersburg’da üniversitede okuyor olurdum. Memleketten gelen para kitaplarım ile suratsız hizmetçimin masraflarına anca yeterdi. Arkadaşlarım hem Batıyı aralarında en iyi anlayan -üstelik hiç bir Batı ülkesinde bulunmadan- olduğum için beni takdir etsinler, hem de zaman zaman annemin düşük sınıftan olması nedeniyle benimle dalga geçsinler. İlk sahneyi onlarla birlikte odamda uzun uzun Rusya’nın Batılılaşması, insanoğlunun zayıflıkları ve dinin kısa vadede faydaları üzerine tartışarak geçirmek istiyorum. Arada suratsız hizmetçim de lafa karışsın. Sonra hep birlikte bir restorana giderdik. Paltomun cebinde bir gazete, bir kitap bir parça da salam var. Rus romanlarında palto ceplerine bunlar nasıl sığıyor öteden beri anlamadım. Sofrada saçmalayıp kendimi gülünç düşürmeye başlardım. Alkolden değil ama. Kendime duyduğum nefretten. Sahne benim masadan aşağılayıcı bir şekilde atılmam veya kavga çıkarmamla bitebilir. Bundan sonrasını şirketin kreatif ekibine bırakıyorum.

İkinci sahnede taşrada bir çiftlik evinde bana kur yapan kadınlar ve bana açıktan göstermeye cesaret edemedikleri bir kıskançlık ve hınç duyan taşralı adamlar arasında aynı fikirlerimi tekrarlardım. Sonra konu Fransa ile savaşa, Rus köylüsünün aydınlatılmasına veya tarım reformuna girebilir. Bölgenin son skandal ve dedikodularına gelirdi. Bu meselelerde bir görüşüm yok. Sadece salonun en sevilen kişileri neyi savunursa onun zıddına gideceğim. Akşamın ilerleyen saatlerinde benden hoşlanan ve o gece ilk kez gördüğüm asil bir genç kızla aşk yemini ederdim.

Üçüncü sahnede bir fakir evine konuk olurdum. Ki aklıma en çok kazınan sahneler de bunlardır. Seda Sayan’ın fakir evlerini gezip göstererek yardım topladığı bir programı vardı. Biraz da onu hatırlatıyor. Evin yamalar içindeki hasta ve kafadan kontak hanımı bir zamanlar onların da en az benim kadar asil olduğunu hatırlatacak yersiz laflar eder. Evin babası sefaletini gördüğüm için beni tepeleyecek gururlu bir adamdır ama alkol ve çaresizlik elini kolunu bağlamıştır. Bense onlara aşağılamadan yardım etmenin yollarını ararım. Bu kelimeleri, hareketleri ve hatta bakışlarınızı dikkatli seçmenizi gerektiren zor bir görevdir. Bu insanlar onlara tepeden baktığınızı ya da acıdığınızı anlarlarsa sizi kapı dışarı ederler. Burada gururlu ayyaş baba ve tırlatmış hanımı canlandıracak oyuncuların performansları çok önemli. Sefaletin arasında ışıldayan gururlu güzel kız ise asil kıza verdiğim sözü bozduracaktır.

Bu prodüksiyona bir savaş ya da av sahnesi de eklemek isterdim. Ama kendi Altın Çağımı hayal ederken bile bütçe sıkıntısı yaşıyorum. Onun yerine Petersburg içinde birkaç verstlik son bir yürüyüş yapayım akşam geceye dönerken. Birbirine taş atan çocukların ve Neva’ya atlamak üzere olan bir genç kadının yanından geçip evime yürürüm. Belki durup kadının boğulup gitmesini izlerim.

Yazmak istediğiniz bir şey var mı?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s