Beş Şehrin Üçü

Türkçe'de yazılmış en güzel, en keyifli deneme kitaplarından birisi Tanpınar'ın Beş Şehir'i. Aralık ayını iki ciltlik Don Quijote'yi okuyarak geçirmiştim. Tekrar kurgu okumadan önce tanıdık, bildik bir şeylerle zihnimi dinlendirmek istedim. On yıl önce okuduğum Beş Şehir'i yeniden elime aldım. Beş Şehir, Tanpınar'ın Ankara, Erzurum, Bursa, Konya ve İstanbul üzerine denemelerinden oluşuyor. Ben bu şehirlerin… Continue reading Beş Şehrin Üçü

İki Kitap Âresinde Okur

KURULUŞU BİR ROMANCIDAN BİR TARİHÇİDEN OKUMAK Birkaç ay önce Kemal Tahir’in Devlet Ana’sını okudum. Kitapçıda üzerindeki 50. Yıl Özel Baskısı yazısını görüp arka kapağına bile bakmadan alıvermiştim. Kitabın adı yıllardır hafızamdaydı. Küçükken birisinden 70’lerde “Bozkurtların Ölümü’nü okuyanlar ülkücü olurmuş; Devlet Ana’yı okuyanlar solcu olurmuş” diye duymuştum. Şu durumda Devlet Ana’da acımasız patronlar, gösteri yapan emekçiler,… Continue reading İki Kitap Âresinde Okur

Varsayımlardan Kurgulara Sapiens

Bu yazıyı yazmadan önce Sapiens hakkında yazılmış birkaç eleştiriye bakayım da atladığım ya da maddi hata yaptığım bir şey olmasın dedim. Hem de fikirlerim herkesin zaten söylediği şeyler ise boşuna uğraşmamış olurum dedim. Neyse ki kimse benim söyleyeceklerimi söylememiş. Yalnız bu eleştiri yazılarına bakarken girizgahlardan ne kadar sıkıldığımı fark ettim. Yazıların neredeyse tamamı bir iki… Continue reading Varsayımlardan Kurgulara Sapiens

Cemil Meriç: En Büyük Hayal Kırıklığım

Cemil Meriç yıllardır okuma listemdeydi ve nihayet Bu Ülke ile başlangıç yaptım. Biraz ağır olacak ama sağ düşüncenin kutbunun bu kadar başarısız ve sıradan olacağını düşünmüyordum. Bu zamana kadar okumayarak pek bir şey kaçırmamışım. Bu yazıda Bu Ülke üzerinden giderek konuşacağım. Zaman zaman nesneyi Cemil Meriç yaparsam kastettiğim Bu Ülke'nin içinden gördüğüm Cemil Meriç'tir. Cemil Meriç bir düşünce adamı olarak görülüyor.… Continue reading Cemil Meriç: En Büyük Hayal Kırıklığım

Hobsbawm’dan Çizili Satırlar

Kimi zaman bir kitaptan bir şeyleri çizerken kendi kendime soruyorum: Satır çizmek ne kadar da boş bir iş?! Neden bununla zaman kaybediyorum? Bir daha bu kitaba dönecek miyim sanki? Uzak İhtimal. Hem bu kitaba bir kere zaman ayırdık işte yeni bir kitap okumak varken neden buna bir daha döneyim ki? Bazen daha da kerkenez oluyorum.… Continue reading Hobsbawm’dan Çizili Satırlar

Mina Urgan: Bir Dinozorun Anılarından (1)

Mina Urgan'ın Bir Dinozorun Anıları'nı yıllar önce 15-16 yaşlarında iken okumuştum. İnsanın kimi kitapları düşünceleri deneyimleri değiştikçe tekrar okuyarak hem okuduğuyla hem kendisiyle yüzleşmesi iyi oluyor. Tabii keyif almak şartıyla... Bir Dinozorun Anıları'nda Mina Urgan bizi Cumhuriyetin erken dönemlerinden 90'lı yıllara kadar seçkin ve sol eğilimli bir çevrede büyüyüp yaşayan bir kadınla tanıştırıyor. Bu kadının… Continue reading Mina Urgan: Bir Dinozorun Anılarından (1)

paris’te gece yarısı büyülü fener’de görüntü

On parmak ve biraz viski her zamanki yazma ıkınmalarını yaşamadan içimde ne varsa hızlıca döküverip açılmamı sağlıyor. Akıllı kafayla bakarım dediğim yazı taslaklarının arasından bu şekilde umarım daha çok çok nice nice yazılar çıkar. Woody Allen'ın her zamanki Cumhuriyetçi esprilerine bu sefer Çay Partisi hedef olmuş. İnsana hem tanıdık hem yepyeni zevkini yaşatıyor böylece yaşlı… Continue reading paris’te gece yarısı büyülü fener’de görüntü