Gidişim Sessizce Olmuştu Dönüşüm de Mütevazi Olacak

Bu blogda en son 2013'ün ağustos ayında bir yazı yayımlamışım. Sonra dönem dönem girip taslaklara bir şeyler kaydettim. Sevdiğim Laflar'ı da güncelledim. Ama bir türlü yeniden "yayımla" butonuna basmaya hazır olamadım. Bir de o yıllarda Radikal'in blog denemesine katılıp yazıları burası ile Radikal Blog'da aynı anda yayımlamaya başladım. Radikal'in manşete çıkardığı yazılar vs. sayesinde daha… Continue reading Gidişim Sessizce Olmuştu Dönüşüm de Mütevazi Olacak

Küçük Prens Çocuk Kalbine Karşı!

Bazen de kimi kitapları okumamış olmakla gurur duyulur. Övünmek gibi olmasın ama ben Çocuk Kalbi'ni çok yakın bir zamana kadar  okumadım. Okuyunca da iyi ki çocuk zihnimi bu basit hikayelerle kirletmemişim dedim. Zaten öğretmenlerin okulda önerdiği, büyüklerin  'bak bu senin yaşına uygun' dediği hiç bir kitabı okumamıştım ben. Adı bile kötü zaten.. Çocuk Kalbi ne?… Continue reading Küçük Prens Çocuk Kalbine Karşı!

paris’te gece yarısı büyülü fener’de görüntü

On parmak ve biraz viski her zamanki yazma ıkınmalarını yaşamadan içimde ne varsa hızlıca döküverip açılmamı sağlıyor. Akıllı kafayla bakarım dediğim yazı taslaklarının arasından bu şekilde umarım daha çok çok nice nice yazılar çıkar. Woody Allen'ın her zamanki Cumhuriyetçi esprilerine bu sefer Çay Partisi hedef olmuş. İnsana hem tanıdık hem yepyeni zevkini yaşatıyor böylece yaşlı… Continue reading paris’te gece yarısı büyülü fener’de görüntü

okurama

Bir keresinde sevdiceğime sormuştum okurama ismi bir blog için nasıl diye? "Yani okur ama yazmaz gibi mi?" demişti. Evet demiştim aynen öyle. Halbuki öyle değildi. Ben panorama der gibi düşünmüştüm okuramayı. Her telden bir şeyler olacak çok geniş bakacak diye. Ama evet dedim ona çünkü hem onu kırmaya kıyamazdım hem de severdim onun bambaşka bir… Continue reading okurama