Sultanı Öldürmek – Okuru Süründürmek

Sinemada mahşeri kalabalıkları göstermek için kullanılan basit bir yöntem vardır. Bir miktar insanla gerekli miting, konser, isyan, tribün görüntüsünü çekersiniz. Sonra da aynı görüntüyü tekrarlar fark edilmeyecek bir şekilde 8-10 kere yan yana koyarak istediğiniz sahneyi oluşturursunuz. Ahmet Ümit'in son romanı Sultanı Öldürmek de öyle işte. Sanki aynı cümleler, aynı paragraflar tekrar tekrar yerleştirilerek kitabın… Continue reading Sultanı Öldürmek – Okuru Süründürmek

Çinçin Bir Varmış Bir Yokmuş

Son bir haftadır Ankara'nın değişik yerlerinde bu afişlerden görüyorum. Puslu havadaki turuncu damlarıyla Çinçin yokmuş artık. Onun yerine fotoşop aydınlığında köşeli apartmanlar dikilmiş. Artık kat malikleri 'Çinçin'de oturuyorum.' demek istemezlerse belki yeni bir isim de bulunur oralara. Derdim Çinçin nostaljisi yapmak değil. Dostluklar bambaşkaydı sımsıcaktı falan da diyemem. Şeffaf ve rantsız bir kentsel dönüşümün gereğine… Continue reading Çinçin Bir Varmış Bir Yokmuş

Taht Savaşları

Game of Thrones'u  'biraz Yüzüklerin Efendisi duygusu yaşatsa yeter' diyerek izlemeye başlamıştım. Bir solukta iki sezonu da bitirdikten sonra bir de baktım ki Game of Thrones'u daha çok sever olmuşum. Peki neler bana Game of Thrones'u Yüzüklerin Efendisinden daha çok sevdirdi? İşte bulduğum açıklamalar (hafif dozda spoiler içerir): Aklar Karalar ve Bambaşka Renkler Yüzüklerin Efendisinde iyiler ve kötüler arasındaki savaşı… Continue reading Taht Savaşları

Cemil Meriç: En Büyük Hayal Kırıklığım

Cemil Meriç yıllardır okuma listemdeydi ve nihayet Bu Ülke ile başlangıç yaptım. Biraz ağır olacak ama sağ düşüncenin kutbunun bu kadar başarısız ve sıradan olacağını düşünmüyordum. Bu zamana kadar okumayarak pek bir şey kaçırmamışım. Bu yazıda Bu Ülke üzerinden giderek konuşacağım. Zaman zaman nesneyi Cemil Meriç yaparsam kastettiğim Bu Ülke'nin içinden gördüğüm Cemil Meriç'tir. Cemil Meriç bir düşünce adamı olarak görülüyor.… Continue reading Cemil Meriç: En Büyük Hayal Kırıklığım

Altı Çizilen Tek Cümle

Kitapların satırlarını çizmek bir iletişim biçimi. Bir sahafta Nietzche'nin bir kitabını elime almıştım. Birisi kitabın kenarlarında Nietzche ile uzun uzun münakaşalara girmiş. 'Sana inanmıyorum Nietzche!' gibi şeyler yazmış. Kitabın sağlıksız bir görünme arzusuyla kirletildiğini hissedip bırakmıştım. *** İlk okuduğum kitaplar babamın kitapları. Evde alınan her kitabın ilk sayfasına mutlaka isim ve tarih not düşülürdü. Ama… Continue reading Altı Çizilen Tek Cümle

Hobsbawm’dan Çizili Satırlar

Kimi zaman bir kitaptan bir şeyleri çizerken kendi kendime soruyorum: Satır çizmek ne kadar da boş bir iş?! Neden bununla zaman kaybediyorum? Bir daha bu kitaba dönecek miyim sanki? Uzak İhtimal. Hem bu kitaba bir kere zaman ayırdık işte yeni bir kitap okumak varken neden buna bir daha döneyim ki? Bazen daha da kerkenez oluyorum.… Continue reading Hobsbawm’dan Çizili Satırlar

José Saramago’dan Alternatif Bir Dinler Tarihi: Kabil

'şeytan kesinlikle efendi'nin bir aleti, tanrı'nın kendi adıyla imza atamayacağı pis işleri icra etmekle görevli.' 1998 Nobel ödülünün sahibi José Saramago ölmeden önce yazdığı son eserinde Kabil'le birlikte bizleri Eski Ahit'in anlatısında gezdiriyor. İlk cinayetin eyleyicisi Kabil İsmail'in kurban edil(eme)mesi, Babil Kulesi projesinin yarım kalışı ve Lut peygamberin kızlarının çiftleşme tezgahı gibi olaylar arasında gezinip… Continue reading José Saramago’dan Alternatif Bir Dinler Tarihi: Kabil

Orhan Pamuktan: Müzelere Niçin Gideriz?

Orhan Pamuk'a itiraz edecek olmak hem keyifli hem de stresli. 'Yakaladım seni!' sevinci ile 'ben kim oluyorum ki?' şüphesi paket halinde satılıyor. Baştan sona ayıla bayıla okuduğum, kimi zaman bitmesin diye yavaşladığım Saf ve Düşünceli Romancı'da Pamuk müzelere neden gittiğimizi açıklarken hem aydınlandığımı hem de tatmin olmadığımı hissettim. Orhan Pamuk müzelere gitmemizi 3 temel sebebe… Continue reading Orhan Pamuktan: Müzelere Niçin Gideriz?

Mina Urgan: Bir Dinozorun Anılarından (2)

Mina Urgan'ın Bir Dinozorun Anıları adlı kitabından kağıda not düştüklerimi elektroniğe aktarmaya devam ediyorum. Kitapta ünlü ünsüz bir sürü kişiden bahsediyor Mina Urgan. Kimileri sevdiğim kimileri ise gıcık olduğum isimler. Kimilerini ise tanımaya can atıyorum şimdi... *** Ahmed Haşim'in su sevgisi ne kadar güzel. Necip Fazıl'ın coşkun ve nevrotik kişiliği onu eli tesbihli ağzı dualı… Continue reading Mina Urgan: Bir Dinozorun Anılarından (2)

Mina Urgan: Bir Dinozorun Anılarından (1)

Mina Urgan'ın Bir Dinozorun Anıları'nı yıllar önce 15-16 yaşlarında iken okumuştum. İnsanın kimi kitapları düşünceleri deneyimleri değiştikçe tekrar okuyarak hem okuduğuyla hem kendisiyle yüzleşmesi iyi oluyor. Tabii keyif almak şartıyla... Bir Dinozorun Anıları'nda Mina Urgan bizi Cumhuriyetin erken dönemlerinden 90'lı yıllara kadar seçkin ve sol eğilimli bir çevrede büyüyüp yaşayan bir kadınla tanıştırıyor. Bu kadının… Continue reading Mina Urgan: Bir Dinozorun Anılarından (1)